<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>YALI POSTASI ORDU</title>
<link>http://www.yalipostasiordu.com</link>
<description>Ordu Yalı postası Haber Sitesi</description>
<language>tr</language>
<copyright>http://www.yalipostasiordu.com</copyright>
<image>
<title>http://www.yalipostasiordu.com</title>
<url>
http://www.yalipostasiordu.com/images/genel/logo__3.jpg
</url>
<link>http://www.yalipostasiordu.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>DERTLİ OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ</title>
<description><![CDATA[<p>-"Selamünaleyküm Mustafa  Amca nasılsın?"</p>

<p>-"Aleykümselam Hocam, iyiyiz, sen nasılsın?"</p>

<p> </p>

<p>Mustafa Amca ile konuşmamız bu şekilde başladı. Mustafa amca bizim velimiz. Köyde yaşıyor. Günlük iş bulursa çalışıyor, evine bakıyor. Mustafa amcayı aramamın sebebi okulumuza hayırseverler tarafından verilen tabletlerden birini onun kızına vermek. Hal hatır sorduktan sonra;</p>

<p>-"Mustafa Amca kızın artık derslere katılabilecek,  devletimiz ve hayırseverlerimiz sayesinde senin kızına da bir tablet vereceğiz." dedim.</p>

<p>Mustafa amca;</p>

<p>-"Allah devletimizden razı olsun." dedi.</p>

<p>Ama sevinmemişti...</p>

<p>-"Hayırdır!" dedim, "Mustafa Amca sevinmedin mi?"</p>

<p>Mustafa amca;</p>

<p>"Sevindim." dedi kısık sesle. "Ama siz onu baska birine verin." dedi...</p>

<p>-"Mustafa Amca biz araştırdık, tableti en ihtiyaçlı olanlara veriyoruz. O sebeple bu senin çocuğun hakkı.</p>

<p>Mustafa amca niye istemedin." dedim...</p>

<p>Mustafa Amca;</p>

<p>-"Hocam, ben o tableti alırım da evime her ay 100 tl verip internet bağlatacak durumum yok. O sebeple tableti kullanamayız. Biz kullanmayacağımız tableti alıp başkasının hakkına girmeyelim." dedi.</p>

<p>Ben sustum...</p>

<p>Boğazım düğümlendi...</p>

<p>-"Yok mu hiç durumun?" dedim...</p>

<p>-"Hocam! İnşaatlara günlük çalışmaya gidiyorum, 3-5 gün çalışıyor bir 3-5 gün de çalıştığım parayı almaya uğraşıyorum. Alabilirsem onunla ancak evin ihtiyaçlarını görebiliyorum." dedi.</p>

<p>-"Yok mu destek olacak biri?" dedim.</p>

<p>-"Belki amcası yardım eder. O pazarcılık yapıyor, pazarda süt, yoğurt, bahçede yetiştirdiği sebzeleri satıyor. Ona sorayım. Şayet ben öderim derse sizi arayıp söylerim." dedi.</p>

<p>-"Anladım, tamam." diyebildim. "Mustafa Amca! Sen bir araştır. İnternet ücretini bulabilirsen bul. Bulamazsan pazartesi gel, bir hal çaresine bakarız." dedim.</p>

<p> </p>

<p>Mustafa Amca sevindi.</p>

<p>Pazartesi gelecek. Biz de havuzda topladığımız paralardan Mustafa Amcamızın internet ücretini ödeyeceğiz.</p>

<p>Ödeyeceğiz ki bir öğrencimiz daha eğitimine devam etsin. Bir öğrencimiz daha okuyup bir aileyi kurtarsın.</p>

<p> </p>

<p>Yukarıda anlatılan olay bire bir yaşadığımız bir gerçektir.</p>

<p>Hikaye gibi gelebilir size....</p>

<p>Keşke hikaye olsa...</p>

<p>Pandemi döneminde maalesef ihtiyaç sahibi aile sayısı arttı. Ülkemizde olduğu gibi ilimizde de ihtiyaç sahibi olan, sesini duyurmaya çalışan,  bir ekmeğe dahi muhtaç olan aileler var.</p>

<p>Bize düşen duyarsız kalmamak.</p>

<p>Vefalı olmak.</p>

<p>Uzağa gitmeye gerek yok. Etrafınıza baksanız,  az dikkatli olsanız, bunu dertlenseniz... İnanın,  şimdiye kadar nasıl bu kadar rahat uyudum. Etrafımda bu insanlar vardı da ben nasıl görmedim, diye kendinizi yer bitirirsiniz.</p>

<p>Hâlâ geç değil...</p>

<p>Duyarlı, dertli olmak için kafanızı kaldırmanız yeterli...</p>

<p>Yeter ki samimi olun!</p>

<p>Yeter ki Allah rızasını kazanmak tek amacınız olsun!..</p>

<p>Bakın göreceksiniz, ruhunuzda ne darlık, ne sıkıntı kalacak.</p>

<p>Ruhunuzdaki dayanılmaz hafiflik zamanla ailenize yansıyacak.</p>

<p> </p>

<p>Ruhunuzu hafifletmek için yarından tezi yok. Bismillah deyip başlayın. Sizi hafifletecek mazlumları aramaya.</p>

<p>Allah, derdi olanlardan razı olsun...</p>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//dertli-olmanin-dayanilmaz-hafifligi/16/</link>
<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 17:19:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SİMSİYAH BİR ODA, DEMİRDEN</title>
<description><![CDATA[<p>Reşit AKDAĞ, ALTINORDU Gazetesi</p>

<p> </p>

<p>Nasıl bir devrana düştük azizim, nasihatin zerre kıymeti yok fakat tenekeyi altın diye yutturan sahte simyacılara rağbet!</p>

<p>Sihre yakalanmış sürüyle mahlûkat, derman diye düşmüşler bir serabın peşine.</p>

<p>Kendine yabancı ama gayrısına kör gözlerle sokulduğu labirentte karşılaştığı hiçbir şeyin tefekkür ateşini yakamadığı, varlığını yahut yokluğu fikrini hissettiremediği, yok sayıldığı ve mümkünse hafızasında yer işgal etmeksizin önünden çekilmesini uygun gören donuk bir anlayışla yaşıyorlar.</p>

<p>Neyin nesidir böyle bir yaşamak, gülünç!</p>

<p>Kariyer diyorlar bu vahşi yürüyüşlerine, çehreleri kat kat maske ile örtülü, sevimli, kibar, nazik insancıklar onlar ama inanın bana, maskelerin altındaki ürpertici çehrelere bakmak istemezsiniz.</p>

<p>Dar, simsiyah, nemli, karanlık, demirden bir odaya ulaşacak ve yapayalnız olacaklar içinde.</p>

<p>Bütün gayretleri, didinmeleri oranın içine girmek için.</p>

<p>Güneşi, insanı, hayatı, duyguları, düşünceleri, umursamayı, paylaşmayı, hakkı, hukuku, adaleti, dinlemeyi yok saymaları sırf o yüzden, tek başlarına o odaya hapsedilmek için.</p>

<p>Bunu en çok töremizin vazgeçilmez unsurlarından biri yani “sofra kurmak” konusundan anlıyorum.</p>

<p>Fakat malûm, günümüzde leş yiyen vahşi hayvanatı andıran kurgusal ortamlar hâkim.</p>

<p>Leşin etrafında kendi simsiyah ve demirden odalarının hasretiyle tutuşan, yerken sırıtan ama her ân hırlamaya hazır medenî insanat, nâzır!</p>

<p>Kimse kimseyi sevmiyor azizim ve hatta kimse kendini de sevmiyor, iman sahte, imam sahte, cemaat de sahte, simyacı zaten uyuz keçi ve bireyler nereye koşuşturduğundan habersiz!</p>

<p>Bu hipnozdan onları çıkarmak mümkün belki ancak biz onlara mecbur değiliz ki!</p>

<p>Analiz ve sentez kabiliyetinde kadrolarla insana dair anlayışı tesis edip geliştirmek için kaybedecek zaman yok çünkü.</p>

<p>Şaşırmayınız…</p>

<p>Tek bir insan için bütün kâinat fedâ edilebilir.</p>

<p>Burada mesele bütün insanlığın fedâ edilmekte olduğudur.</p>

<p>Fert fert kurtarmaya çalışırken bataklığı kurutmayı unutmanın bedeli ağır oldu.</p>

<p>Çözümleme ve tasarlama mevkiinde bulunanlar; laf anlamaz, söz dinlemez insancıklar üretmeye ve onlar da karar mercilerine yerleşmeye devam ediyorlar.</p>

<p>Sonunda millet topyekûn simsiyah ve karanlık odalara sokulmuş olacak.</p>

<p>Niçin konuştuğumu duyan var mı acaba?</p>

<p>Yok…</p>

<p>Üzerimden vebâl kalksın diye yazıyorum, tarihe emanet ediyorum satırlarımı.</p>

<p>Herkes gençlikten açtı bahsi, pırıl pırıl bir gençliği filizlendireceklerdi.</p>

<p>Bölük pörçük edildi gençlik çağlar boyunca, tutanın elinde kaldı birer ikişer parçaları.</p>

<p>Test kitapları ile düşünemez edildi, ahlâksızların elinde insanlıktan koparıldı, siyasetin alçak fahişeleri ona pis peçete parçası muamelesini uygun gördü.</p>

<p>Henüz bıyıkları terlemeden ve silahın ne anlama geldiğini bile anlamadan ateşin önüne atılan da oydu.</p>

<p>Tabutun içinde geri döndüğünde acıdılar mı sanki, heyhat, bir de cesedi üzerinden kudurdu simsiyah ve demirden odaların zombileri.</p>

<p>Türkçe bilmeyen, ameli bilmeyen, itikadı bilmeyen, ahlâka inanmayan, bu üç unsuru sahiplenme küstahlığını gösteren yolsuzların yoldan ve yolculuktan nefret ettirdiği bir gençlik var karşınızda!</p>

<p>Bu ülkede kalırlarsa bir gelecek görmüyor, Müslüman postundaki kurtların içinde savunmasız kuzular olduklarına inanıyorlar.</p>

<p>Haklarının teminat altında bulunduğuna inancı çoktan yitirmişler, hak ettiklerine ulaşacaklarını düşünmeyi çoktan unutmuşlar, öz yurtlarında garip ve parya gibi hissediyorlar.</p>

<p>Ne tuhaf!</p>

<p>“Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya” mısraını en çok okuyanların eseri bu!</p>

<p>Çanakkale’de o gençliği biçtiler, 4 yıl sonra ellerini kollarını sallayarak geçtiler oradan.</p>

<p>60’larda sağ sol diye, 70’lerde ilâve olarak alevi-sünni diye, 80’lerde yeni bir ilâve ile Türk-Kürt diye sıyırıp attılar milletin kaymak tabakasını.</p>

<p>90’lar ve sonrasında ise fetö girdi devreye, panzehiri olmayan bir zehirle mahvetti geleceğimizi.</p>

<p>Yine de ümidimiz vardı ancak siyasetteki fetöye gelmedi sıra bir türlü.</p>

<p>Saçma sapan stk’lar, ruhsuz okullar ve fakülteler bir işe yaramadığı gibi yeni fay hatları oluşturdular.</p>

<p>Geçmişi fetönün maklube sofralarında yazılanlar bile isyan edip fetö borsalarını deşifre ettiler lâkin fayda vermedi.</p>

<p>Eğitimde, kültür ve gençlik politikalarında başarısız olduğunu defalarca söyleyen bir Cumhurbaşkanı vardı ama onu kaale alan da olmadı.</p>

<p>Nihayet geçen 2021 Şubat’ının son Salı günü Türkmen Beği Devlet Bahçeli grup konuşmasının tamamını gençliğe ayırdı.</p>

<p>Azizim, bu ülkede müspet bir gençlik politikası yoktur.</p>

<p>Bekâ meselesi bu değilse nedir?</p>

<p>Kısa bir tarihi hatırlatma ile son noktayı koyalım:</p>

<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam" title="İslam">İslâm</a> öncesinde, cahiliye devrinde halktan birilerinin isteğiyle aralarına katılan insanlara/kölelere mevâli denmekteydi. Bu adlandırma, ilk halifeler yönetiminde kazandığı yeni anlamı daha sonra Emeviler zamanında yitirmiş, ırkçı bir yaklaşımla İslâm dairesinin dışına çıkılmıştır. İstişareyi ve şurayı bırakıp saltanat tesis eden Emeviler, bazı uygulamalarda, İslâm’ın Araplara özel/özgü bir din olduğunu söyleyecek ve buna göre davranacak kadar ileri gitmişlerdir. Emeviler'in cihat esaslı <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Fetih" title="Fetih">fetih</a>lerin amaçlarını da başkalaştırdığı, siyasi ve ekonomik güç elde etmenin öncelendiği görülmüştür. Fethedilen bölgelerdeki halkın İslâmlaşması adeta istenmemiş, esir/köle olmaları işlerine geldiğinden onlara Mevâlî demişlerdir. Böylece mevâlî kavramının kapsamı genişletilmiş, özgür/köle farkı önemsenmeden <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Araplar" title="Araplar">Arap</a> olmayan Müslümanları nitelemek için de kullanılmıştır. Arap ırkçılığının ötesinde, İslâm’ı bir kabile dinine indirgemeye dönük pis zihniyeti anlıyorsunuz.</p>

<p>Bugün tiksindirici fiillerini İslâm adına ifa ve icra ettiğine inanan, İslâm’ın biricik temsilcisi ve sahibi olduğunda direten malum güruhun Emevilerden farkı yoktur.</p>

<p>Onların mevâli muamelesi yaptığı gençliğimiz ise bir diğer yoruma göre Kerbelâ’da Hüseyin gibidir.</p>

<p>Simsiyah ve demirden odalarında değersiz Dünya için ahiretini satmış bulunan ve Ehl-i Beytimiz olan gençliğimize acımadan kıyanlardan razı mısınız?</p>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//simsiyah-bir-oda-demirden/15/</link>
<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 17:12:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KADIN OLMAK!!!</title>
<description><![CDATA[<p><span style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; background-color: rgb(255, 255, 255);">HER ŞEYİYLE ÖVÜNDÜĞÜMÜZ BU ÜLKEDE</span></p>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">KADIN OLMAK ZOR VESSELAM!</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Gün geçmesin ki bir kadın cinayeti ile karşılaşmayalım…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Özlediğimiz, geleceğe umutla bakabileceğimiz, güvenle yaşayabileceğimiz bir ülke hayalinden giderek uzaklaşan bir toplum ve ruh hali…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Peki, toplumu bu kadar tahammülsüz, insan hayatını ve onurunu hiçe sayan hasta ruhlu insanlar topluluğuna nasıl dönüştürüldü bu ülke…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Neredeyse hemen her gün ana haber bültenlerine konu olan, dolgu ve sıradan bir haberden öte geçemeyen kadın cinayetleri ne zaman son bulacak sorusunu her birimizin sorması ve sorgulaması gerekiyor...</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Dün yine 3 ayrı şehirde, 3 kadın cinayeti ile sarsıldık, üzüldük…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Aylin Sözer; eski sevgilisi tarafından önce boğazı kesildi ardından yakıldı...</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Selda Taş; 38 suçtan sabıkalı eşi tarafından kafasından silahla vurularak öldürüldü.</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Vesile Dönmez; oğlu tarafından pompalı tüfekle vurularak vahşice öldürüldü...</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Görünen o ki; bu ülkede hiçbir kadının can güvenliği ve yaşam hakkı yok görülüyor birilerince…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Zira tehlikeyi uzakta aramaya da gerek olmadığını dün vahşice katledilen bu 3 kadın cinayetinde görüyoruz…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Biri akademik eğitim almış, özel bir üniversitede öğretim görevlisi bir kadın...</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Eğitimi, konumu ve sosyal statüsü ne olursa olsun bu üç kadının ortak özelliği toplumu, aileyi oluşturan bireyler olması…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Bu kadınların en büyük suçları ise bu ülkede kadın olmak, kendilerini hasta ruhlu erkek hegemonyasına karşı yasalar önünde koruyacak bir hukuk ve ceza sisteminin olmaması…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Dün yaşanan 3 cinayet sonrası sosyal medyada bu cinayetlerle ilgili olarak birçok yoruma denk geldim ve bir kez daha dehşete düştüm…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Neredeyse 3 kadının katledilmesinin vacip olduğu yorumlarda cinayetleri yaşam tarzlarına, çarpık ilişkilere, örf adetlere, geleneklere, hatta ve hatta şeriata bağlayan insan müsveddelerini görünce bu cinayetlerin kolay kolay son bulmayacağını bir kez daha anladım…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Peki; bu cinayetler nasıl son bulacak?</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Kadın cinayetlerinin sebepleri, sonuçları, toplumda yarattığı travmayı en aza indirmek, minimize etmek için neden gerekli adımlar atılmıyor?</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Başta eğitim ve sosyal politikalar, hukuk sistemi içerisinde gerekli adımlar bir an önce neden atılmaz?</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Televizyonlar, yaygın basın toplumu bilinçlendirme adına neden sorumluluk almaz?</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Bazı kesimlerin beslendiği bir toplum yapısı sürekli insanların bilinçaltına pompalanırken STK’lar, kadın dernekleri, RTÜK neden gerekli çalışmaları yapmaz…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Ülkeyi yönetenlerin; yönetmeye aday siyasilerimizin iktidar muhalefet bir kez olsun toplumun kanayan yarası olan kadın cinayetlerinin son bulması adına bir adım atması bu kadar mı zor?</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Gerçekten yazık, bu ülkenin en önemli temel taşlarından olan kadınlarımızın, sağlıklı nesillerin yetişmesindeki en önemli etken olan annelerimizin, anne adaylarımızın vahşice katledilmesini aklı başında, vicdan sahibi hiçbir insan kabul edemez, etmemelidir…</div>

<p><span style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; background-color: rgb(255, 255, 255);">Birçok konuda övündüğümüz ülkemiz adına, ülkemizin imajı adına kadın cinayetleriyle ülkemizin imajının yerle bir olduğunun hala farkına varamayan, bildikleri halde sağır sultan rolünü oynamaya devam eden etkili ve yetkili herkesin bir daha, bir kez daha kendisini, en önemlisi de vicdanların sorgulanmasını diliyorum</span></p>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//kadin-olmak/14/</link>
<pubDate>Mon, 18 Jan 2021 15:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hayat Kimine SEFA, Kimine ise CEFA!</title>
<description><![CDATA[<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Helalinden kazancın ve emeğin karşılığını almanın her geçen gün zorlaştığı günümüz toplumunda zaman, zaman bunun tam tersine görüntülerle karşılaşmak emeğin, alın terinin ne denli önemli olduğunun en yalın halidir bazen objektiflere takılan bu görüntüler…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Allah her kulunu helalinden kazanan kullarından eylesin…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Toplumların teknolojinin gelişmesi ile birlikte değer yargılarının da değişmesine paralel bir değişime, erozyona uğramasına zaman, zaman tanıklık ederiz hepimiz…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Ancak şartlar ve koşullar ne olursa olsun geleneklerinden, örf ve adetlerinden sapmadan alın teri ve emekle bir lokma ekmek için can hıraş yaşam mücadelesi veren Anadolu insanının hayata tutunması, sahip olduğu vatan ve toprak sevgisinin bir nişanesi olarak karşımıza çıkar ürettiğinin karşılığını alamamak olarak…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Her birimizin bu fotoğraflara iyi bakması, düşünmesi, bir kez daha düşünmesi gerektiğidir bazen bizlere anlattığı…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Bakmamak lazım yüzlerdeki karamsarlığa ve kırşıklara…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Bu yüzlerde, bu tezgahlarda emek vererek üretmenin verdiği huzuru, bereketi görmektir önemli olan…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Allah Anadolu’nun bu kadim halkını daim eylesin, Allah onlardan razı olsun…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Allah razı olsun ki; bugün helali haramı birbirinden ayırt edemeyen, geldiği yeri unutup şükretmesini bilmeyen hep daha iyisini, hep daha fazlasını isteyen sonradan görme haramzadelerin ortalıkta cirit atması bile yadırganmıyor artık…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Arsızlık ve hırsızlığın, yolsuzlukların, kul hakkına girmenin neredeyse meşrulaştığı toplumlar ne yazık ki bozulmaya için, için çürümeye mahkumdur…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Ne mutlu ki; bizlere geçmişimizi, şükretmemiz gereken çok şey olduğunu hatırlatacak insanlarımız var hâlâ…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Bu fotoğraflardan belki binlerce kare resim var her birimizin hayatında ve her bir görüntünün ayrı bir hikayesi…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Ve çarşı pazardan haberi olmayan, helali haramı ayırt edemeyen, arsızlığın ve hırsızlığın meşrulaştığı, birinci sınıf insan muamelesi gösterilen bazı zerzevatlar bakın bu görüntülere ve ibret alın, utanın insanlığınızdan…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Allah hepimizi alın teri ve emekle kazananlardan, emeğin ve alın terinin kıymetini bilenlerden eylesin…</div>

<div style="color: rgb(33, 33, 33); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> Ve siz siz olun bakışlarınızla, kelamlarınızla hakir görüp sakın incitmeyin emekçileri.</div>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//hayat-kimine-sefa-kimine-ise-cefa/13/</link>
<pubDate>Mon, 18 Jan 2021 15:38:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Rektör BAHANE; Eylem ŞAHANE!</title>
<description><![CDATA[<div dir="auto" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; color: rgb(33, 33, 33); background-color: rgb(255, 255, 255);">
<div>Demokrasi Anlayışımız da Mutasyona Uğradı…</div>

<div>Uyuyan hücreler bir kıvılcım misali büyük bir yangının habercisi gibi kendini gösterme eğiliminde ve ülkemizin sinir uçlarının ne kadar kırılgan bir yapıya sahip olduğunu bir kez daha toplum olarak endişeyle, üzülerek test ediyoruz…</div>

<div>Tüm siyasi söylemler, politize edilmiş argümanlar ve kazanan sağduyuyla şimdilik alınan tedbir ve yasaklarla gösteriler, çatışmalar yatışmış durumda gibi…</div>

<div>Ancak yarın ve önümüzdeki günlerde siyasetteki kutuplaşma ve iç hesaplaşma ülkemiz adına ne getirir ne götürür hep birlikte göreceğiz…</div>

<div>Olayların yaşandığı, yazıma konu olan mesele Türkiye’nin saygın üniversitelerinden Boğaziçi Üniversitesine yapılan REKTÖR ATAMASI…</div>

<div>Daha yeni yılın ilk günlerinde CHP’nin etkin isimlerinden Fikri Sağlar’ın Türbanlı (başörtülü) hakim ve savcılara yönelik söylemi, eski Genelkurmay Başkanlarından İlker Başbuğun yazdığı bir kitapta darbe çağrışımı yapan fikirleri ve hala darbelerden medet uman yapıların bir anda uyudukları hücrelerden dışarı çıkıp muhalif basın ve sözde aydınların engin fikirleri başlaması muhtemel sokak eylemlerine çanak tutan yine sözde akademisyenlerimizin demokrasi oyunları…</div>

<div>Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ, İstanbul, İstanbul Teknik, Yıldız Teknik ve öğrenci olaylarının fitilinin ateşlenebileceği muhtemel birkaç güzide üniversitemiz…</div>

<div>Ülkemizde bugün devlet ve vakıf üniversiteleri ile beraber öyle sanıyorum ki 300’ün üzerinde üniversiteye sahip bir ülke zor günlerden geçtiğimiz, tüm dünyayı etkisi altına alan COVID illeti ile boğuşurken, bilimsel çalışmalarla gündeme gelmemiz gerekirken atanan rektör ve öğrenci olayları ile gündeme gelmemiz hepimiz adına utan verici, geldiğimiz nokta ise düşündürücü…</div>

<div>Bilim yuvası olması ve ülkenin geleceğine yön verecek kadroların şekillenmesi gereken üniversitelerimiz partilerin siyasi malzemesi, örgüt evleri hüviyetiyle toplumsal olaylara çanak tutacak şekilde ayrışmanın merkezi haline getirmeye çalışmak hiç kimseye fayda sağlamaz…</div>

<div>Hal böyleyken, toplumumuzu oluşturan halk kitlelerinin yığınla sorunu varken, hukuk sistemimizde, bireysel hak ve özgürlükte, eğitimden sağlığa pek çok konuda bunca sorun varken toplumun sinir uçlarını ülke gündeminden çıkan, tartışılması abesle iştigal konuların tekrar ısıtılarak gündeme getirilmesi hiç kimseye fayda sağlamayacaktır…</div>

<div>Eleştiri, protesto elbette demokrasinin gereğidir…</div>

<div>Ancak eleştiri ve protesto yasa dışı ve gayri nizami şekilde illegal oluşumlarla vücut bulursa bunda art niyet aramak gerekir…</div>

<div>Şahsi düşüncem Boğaziçi üniversitesinde 2 gündür yaşanan olaylar yasa dışı örgütlerle el ele, kol kola yapılıyor ve siyasiler de örgütlü bir şekilde olayları organize ediyorsa devlet buna hiçbir şekilde müsaade etmez, yasaların öngördüğü şekilde de mukavemet gösterir…</div>

<div>Peki; bundan sonra ne olur?</div>

<div>İstanbul Valiliği şehirde birçok yerde gösteri ve protestolara yönelik yasak getirdi…</div>

<div>Boğaziçi Üniversitesinde yapılan “Rektör Ataması” diğer birçok akademisyen tarafından tanınmıyor, öyle ki bu akademisyenler bu üniversitenin eğitimci kadrolarını oluşturuyor…</div>

<div>Burada haddim olmayarak şunu sormak istiyorum:</div>

<div>· SON BİRKAÇ YILDIR ÜNİVERSİTELERE REKTÖR ATAMASI CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINCA YAPILIYOR… BU ŞEKİLDE BİR TEPKİYİ ANADOLUDA PEK ÇOK ÜNİVERSİTEYE YAPILAN REKTÖR ATAMALARINDA NEDEN GÖSTERMEDİNİZ?</div>

<div>· NEDEN İSTANBUL, NEDEN BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ, ANADOLUDAKİ ÜNİVERSİTELER YOK HÜKMÜNDE MİDİR?</div>

<div>· YÖK YASASI İLE İLGİLİ YENİ BİR DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR MIDIR?</div>

<div>· YÖK ÖZERK BİR YAPIYA SAHİP MİDİR?</div>

<div>· ÜNİVERSİTELERİMİZ SİYASALLAŞIYOR MU, GENÇLERİMİZİ BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKENİN NE KADAR FARKINDAYIZ?</div>
· BAŞKANLIK SİSTEMİNİN SANCILARI, BAŞKA BÜYÜK SANCILARIN HABERCİSİ Mİ?</div>

<div> </div>

<div id="m_1303601717519918955ms-outlook-mobile-signature" style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; background-color: rgb(255, 255, 255);"> </div>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//rektor-bahane-eylem-sahane/12/</link>
<pubDate>Mon, 18 Jan 2021 15:34:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hayaller</title>
<description><![CDATA[<p>Anne karnındayken başlar hayal kurmak...<br />
Bu ufacık yerden çıkınca ne olacak ? Duyduğum bu sesler kime ait ? Burdan daha mı iyi orası yoksa kötü mü ? <br />
Peki ya doğduktan sonrası daha zor değil mi sizce de ? Sürekli gözünün önündeki koşuşturmacalar,garip anlaşılmaz bakışlar,sürekli ellerin vücutta dolaşması sevgiydi sanırım bu hareketler...<br />
Peki ya o gülüşler..Unutabilirmiyiz o samimi gülüşleri hele ki yaş ilerledikçe masumluğu kaybedilince..<br />
Kaç insan sadece sevgi duyduğu için gülebilir ki bir başkasının yüzüne ? Kaç insan sevinebilir ki sırf o sevindi diye yahut o ağladığında canı acır ki ? <br />
Peki bu duyguları hisseden birisi nasıl hisseder ki ? Acaba sorar mı o da benim gibi hissediyormudur diye ? Yoksa sadece düşünür,hisseder mi ? Bencillik yapıp sorgular mı yoksa ? Sadece bu ikilem bile bazen şüpheye düşürmez mi insanı ? Şüphe bir kurt misali girdi mi aklına öldürmez mi insanı ? </p>

<p>Hayaller...Masumca başlayan hayallerimizi hatırlayalım derim önce.Hani daha emeklemekten yeni çıktığımız sürekli düşmekten zevk aldığımız etrafımızda ebeveynlerimizin canı acıdı mı ? çok mu sert düştü ?! diye endişendiklerini hissettiğimiz de önce ağlayıp sonra da kahkaha attığımız zamanları.Ne garip değil mi ? Önce ağlar insan sonra da güler,bebeklikten gelen alışkanlık olsa gerek.Hepimizin ailesi sormuştur büyüyünce ne olucaksın diye.Kimi doktor olmak istemiş kimiyse iğneden korkup kaçmıştı doktorluktan...Kimi asker olmak istemiş,kimiyse önceden bahşedilen bir istekle öğretmen demiştir.Kimi gerçekleştirmişti hayallerini kimiyse o günleri anımsatan bir şarkı duyduğunda ötelere bakarak hüzünlenmiştir..</p>

<p>Eh insanoğlu kimi zaman istediğine kavuşur,kimi zamansa uzaklardaki hayallere uzanmaya çalışır boş bir umutla.Kimi zaman kavurur hayaller,kimi zaman da şükrettirir!<br />
Peki ya sonra ? Biter mi hayal kurmak elde edince yada kaybedince ? Yoksa başka bir serüvene yahut bir rotaya yelken mi açarız hayallerimiz de ? Yollar kısalırmı tecrübe edince yada sürekli oyalanmaya mı çalışırız korkarak sonu yine çıkmaza girer diye ? </p>

<p>Hayaller hiç bir zaman gerçek olmamış gibi,bir o kadar da canlıymış gibi.Gözünü kaparken başlayan,açtığında da devam eden hayallerimiz olmuştur her birimizin.Ya o hayaller de yaşayan insanları düşündünüz mü hiç ? Ben düşündüm çok kez.Bir insan düşünün hayatın ortasına yürümüş,nice günler görmüş,geçirmiş bazen tat almış hayattan bazense acısıyla kavrulmuş...Ulaşmak istediği bir yola çıkmış o yolda neler yaşanmış,neler kazanılmış ya da kaybedilmiş.Bazen umursamaz olmuş bazense çok istekli,kararlı kendinden emin olmuş ama hala o yolda yürüyen hala o umutla yada umutsuzlukla başa çıkan bir adam.Gözler açılmadan başlar uyanma işi çevrede ki sesleri algılamayla,yarı ölüm diye adlandırlan uykuda gördüklerimizi tazeleyerek,bazen hiç uyanmak istemez insan hayalimin içindeydim diyerek.Çoğu zaman böyle olmaz mı ? Hayaller bırakmayınca peşimizi çaresiz hissettiğimiz zamanlar da tekrar hayaller uzatmaz mı yardım ellerini.Benim çok kez oldu bu durum.Tam kapılar kapandığın da pencerelerimden çekildiğinde ''güneşim''beyin çalışmaya başladığın da gözler daha işlevini kazanmadan 3 saniye önce yaşadığımı sandığım o acı yada tatlı anılarda hep orada kalmak yahut bir an önce çıkmak istiyceğiniz anda acı çekerken bile orda kalmak ister mi bir insan ? Ben istedim çoğu zaman. Kimileri bir sosyopat diyebilir ama acısıda benim olsun tatlısıda dediğiniz zamanlar olmuştur eminim ! Hani babamız, çocukken vitrin de gördüğümüz oyuncağı almamıştı yada alamamıştı da ağlamıştık,gece onun hayaliyle uyumuştuk ya bazı geceler keşke elimde olsa şimdi diye.Akıttığımız gözyaşları sizce de masum değilmiydi ? Peki ya sonradan gelenler ? O gözyaşların da farklı bir tat vardı hatırlayabilirseniz.Ama sonra gelenler gerçek acıyla tanıştıktan sonra gelenler.Bir zehir tadı vardı çoğu kez..Peki insan zehirden de tat alırmı ? Ben aldım evet onu da yaşadım.Zehrin tadı bile bazen tatlı geldi acısını çektiren bana çektirirken yine de bana diye yaklaştığım.Evet bazen ben de inanamadım bu söylediklerime o acıyı çekerken bile aklımın böyle düşündüğüne...Şaşırdım ama güldüm sonra nasıl güldüğüme anlam veremeyerek ama mutlu da olarak.İşte tam bu esnada girmez mi hayaller devreye.Tam bu duygu karmaşaları yaşanırken ordan elini uzatmaz mı,yardımına koşmaz mı hayaller...</p>

<p>Siz ce delirme belirtisi mi hayaller de yaşamak yoksa kapsamlı bir zeka örneği mi ? Neyse ikisi arasında pek te bir fark yok zaten ! Peki ya mutluluk olmaz mı hayaller de ? Hani yemeğin içine tat katsın diye atılan tuz gibi,sevgi gibi..Olur tabii asıl hayal kurmanın amacı değil midir mutluluk.Bazen ulaşılmak istenen bir hedef bazen se kaybedilmiş bir savaş.Hep tartışmazmıyız şu yol yerine burdan gitseydim hiç görmediğim ama hep özlemini hissettiğim zat'ı karşımda bulurum diye..Ya da bugun evde otursaydım yaşananlar hiç yaşanmamış olacaktı diye...Yine de devam ettirmez misiniz yaşattığınız hayalleri.Hiç yaşanmamışları yaşatmayı seçmişizdir çoğumuz.Bazılarımızda durmak yola yola devam diyerek almıştır direksiyonu eline..Peki hangi yol daha akıl karı ben bilemedim.Hayallerde saplı kalmak evet hoş bir iş gibi durmuyor bakınca ama hiçbir şey yokmuş gibi hızla yol almak mantıklı mı gerçekten de ? Bazen soğuk kış günlerin de otobusun gelmesini beklerken umutla,heyecanla bazı sebeplerden dolayı biraz daha gecikmesini istemezmiyiz ? Ne garip şey doğrusu insan olmak.Sürekli ikileme düşüp,bir yol bulup çıkmaya çalışmak.Bazen ulaşabilmek sonuca,bazense bir hiç olmak kaldığın yerde durmak.Ya da geri gitmeyi tersten yakalamayı ummak.</p>

<p>Ben daha konuşurum konuşmasına da sizin beni dinleyebilcek takatiniz kaldımı ya da heyecanınız ya da yine ne saçmalamış buraya diye meraktan okuduğunuz devamı gelcek mi diye düşünmeden edemediğiniz.Evet yorumlar,eleştiriler önemli dikkat edilmesi kayda alınması ve tecrübe edilmesi gerekir ama sizce de hayallerin de yolu yarılamış biraz soluklanma ihtiyacı olan bir insana geç kaldın,acele et denmesi kadar da saçma durmuyor mu? Ah bu ikilemler  bilim insanlarına göre paralel evren oluşturmak mış,ya hu biz daha hayallerimizi yönlendiremiyoruz yada hayali kapatıp yenisini açamıyoruz paralel evren açmak kim biz kim ! Neyse Neyse bazılarının iyice suyu kaçtı dediğini duyar gibiyim.Sizi bilmem de ben bu yazıyı yazarken farklı ruh hallerine girdim,bazen hayallerime sarıldım,bazen se umutlara el uzattım,bazen elim kaydı uçurumdan güldüm,oynadım,ağladım..İş te bu yüzden güzel hayaller.En azından sana ait olduğunun bilincindesin.Size ait olanların bilincinde yaşamanızı bir yabancı olarak tavsiye eder,<br />
'' HAYAT '' denen hayalin çok kısa olduğunu vurgulamak isterim.Vesselam..</p>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//hayaller/9/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2015 21:40:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TİCARET ve AHİLİK</title>
<description><![CDATA[<p>Ticaret dediğimiz de aklımıza ilk gelen teskilat ahililktir.Ahilik Ahi Evran tarafından,Hacı Bektaşi Veli'nin tavsiyesi ile kurulan esnaf dayanısma teşkilatıdır.Osmanlı Devleti'nin kurulumunda büyük rol oynayan bir teşkilattır.Ahiliğin kökü'Ahi'kardeşim demektir.Alım satım işlerin de birlik,kalite de belirli seviye ve kazanç ta ortaklık bazı temel kavramlarıdır.O sebebtendir ki kardeşim denmesi ''komşum siftah yapmadı ben yaptım,bu ürünü ondan alalım diyebilmektir.</p>

<p>                Geçmiş zaman da bir çırak usta olduğunu bilip ,kendi başına bir işyeri açmak istese ;önce ustasına,ustası civar esnafa sorar,olumlu sonuçlanırsa aynı işi yapan 10 esnafa iş yaptırılıp sonra ahi başına gidermiş.Ahi başından onay geldi mi usta çırağına 10 altın verip kendi işini kurmasına yardım edermiş.</p>

<p>                Aslında ne büyük onur ve nasıl bir sadakattir.Günümüz de değerlendirecek olur isek;çoğu insanın bu tarz uygulamayı hayal bile edemediği bir sistemdir.Şimdi çoğu iş kolun da çırak yetişmiyor bile.Olanlar da biraz'palazlandık'tan sonra ustayı geçme adına bile işler yapıp kendi ayaklarında durma meselesine hemen geçiyor.Geçene destek tabi ki de verilmeli bunun  tersi bir düşüncemiz zaten yok olamaz.Ama o işin gerçek ustalarına ve emektarlarına saygı ve hürmeti tabi ki atlamadan..Bir demir ustasının nakış gibi işlediği demir ateşi, başında damlayan terin hakkını nasıl vermeyiz? Bir terzinin göz nuru özenle diktiği elbisenin kim hakkını vermez ?</p>

<p>                Geçmişte bir çok şey gibi ticarette çok daha güzel ve etikti.Geçmişten ders çıkarmak,gelecege ışık olabilemek asıl marifettir.Günümüz de hayatımızın tamamına yaydığımız teknolojiyi ticari hayatımız da kullanırken,atalarımızın imkansızlıklar içinde yaptıkları eserleri ve çalışma başarılarını unutmamalıyız.</p>

<p>                Bizler yolun başında olanlarız.Baba kuşaklarımızdan öğrendiklerimizi aktarabileceğimiz bir alt kuşağımız var.Kimse erinmeden üşenmeden mazisini anlatabilmeli ki ;Büyük Türk Devleti'nin geçmişte yarattığı hayranlığı bugün aynı ruh ve güç ile 'milli ekonomi've'tam bağımsız ekonomi ile ticari hayatta emin adımlarla gidebilinsin.Son cümlemi Mustafa Kemal ATATÜRK'ÜN 'Kendiniz için değil,millet için elbirliğyle çalışınız.Çalışmaların en yükseği budur' vezicesi ile sonlandırıyor saygılarımı sunuyorum.</p>

<p>                                                         GÜNAY TANDOĞAN</p>

<p>                  MEMLEKETÇİ SANAYİCİ İŞ ADAMLARI DERNEĞİ BURSA ŞUBE BAŞKANI</p>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//gecmisten-gunumuze-ticaret-ve-ahilik/8/</link>
<pubDate>Sat, 24 Jan 2015 16:35:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Musluktan Akan Sevgi</title>
<description><![CDATA[<p style="font-size: 13.3333339691162px; line-height: 20.7999992370605px;">   Tasarruf nedir? Nelerden tasarruf yapılır? Genellikle tasarrufun tanımı: Elektrik, ısı, ışık, su gibi enerji kaynaklarının yeterince, israf etmeden kullanılmasıdır. Ve çoğu insana göre sadece enerji kaynaklarından tasarruf edebiliriz.. Kısa bir süreliğine bize taktıkları o at gözlüklerini çıkaralım ve etrafa şöyle bir göz atalım. Tasarruf edilecek o kadar çok şey var ki...</p>

<p style="font-size: 13.3333339691162px; line-height: 20.7999992370605px;">  Şimdi sizden ricam, arkanıza yaslanıp gözlerinizi kapatmanız. Şşh, sessiz olun. Duydunuz mu? Kuşlar ahenk içinde cıvıldaşıyorlar, bu gizemli yerde bize eşlik ediyorlar sanki. Şelale sesleri... Aman Allah'ım cennete mi düştük yanlışlıkla? İçimizde tarif edemediğimiz bir huzur var. Cennetten ayrılalım... Evet, bu ormanları yok etmeden yapılacak güzel bir tasarruf sayesinde olabilir lâkin soyut şeyleri de tasarruf etmemiz gerekmez mi? Gözlerimizi yavaş yavaş açalım ve düşünelim... Başka nelerden tasarruf edebiliriz?</p>

<p style="font-size: 13.3333339691162px; line-height: 20.7999992370605px;">  Dikkatinizi vereceğim örneğe çekmek istiyorum, afedersiniz. Sevgiyi musluktan akan bir suya, musluğu da bizi sevgisi ile besleyen, canımızdan çok sevdiğimiz birine benzetelim. Biz bu musluğu açık unutur isek bir gün susuz kalabiliriz değil mi? Peki ya bize verilen sevgi nimetini, onu kaybetmekten hiç mi korkmuyoruz? Yaptığımız her hata o suyun -sevginin- boşalma süresini daha da hızlandırıyor. Tazik giderek artıyor, tehlikenin farkında mısınız? Artık çok geç.. Elimizden akıp gitti o sevgi, tıpkı akan yıllar gibi bir daha gelmemek üzere. Ne kadar da üzücü... Bir bakmışız ki bir damla su -sevgi- bile kalmamış o muslukta. Bir damla sevgiye muhtaç halde geziniyoruz çölde... Pişmanlığın artık faydası yok, görülen seraplar işe yaramaz. Sevgi tükendi...</p>

<p style="font-size: 13.3333339691162px; line-height: 20.7999992370605px;">  Bir gün sevgisiz kalabiliriz, lütfen bize vaad edilen sevgiyi tasarruflu kullanalım, saçma sapan işler için harcamayalım güzelim sevgiyi.</p>

<p style="font-size: 13.3333339691162px; line-height: 20.7999992370605px;">Hep sevilmeniz dileği ile..</p>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//musluktan-akan-sevgi/7/</link>
<pubDate>Tue, 30 Dec 2014 20:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Han'ım</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;">Han'ım</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">Toplumların tarihlerinde kadın anlayışının niteliğini, kadının değerini, kadına biçilen rolleri kısaca toplumda ki yerini, günümüz toplumlarının geçmiş geleneklerinden örneklerle ortaya koyarsak; kadın sorununa, biri tarihi gelişim süreci açısından diğeri modern hayatta icinde bulunduğu sosyokültürel konum açısından olmak üzere iki temel noktadan yaklaşmak mümkündür.</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">Bu bağlamda Arap kültürünün Türk kültürüne etkisi sonucu erkek hegemonyasının ağırlık kazandığı tarihi gelişim süreci itibari ile, kadının en genel anlamıyla bir tür kimliksizlik sorunu ve çağdaş meteryalist anlayışın hüküm sürdüğü modern hayat içindeki konumu itibari ile ise bir tür rol karmaşası yada kimlik bunalımı ile karşı karşıya kaldığını söyleyebiliriz. Kadının üzerine etki eden tüm bu olumsuz gelişmelerden sıyrılırsak; Tarih sahnesinde yer almış, pek cok toplumda veya herhangi bir toplumun çeşitli dönemlerinde kadınların sosyal, ekonomik, siyasi ve bilimsel alanlarda sayısız başarılara imza attıgı, hatta erkeklerden cok daha güçlü bir şekilde belirleyici roller oynadıkları inkar edilemez. Kadının yönetim anlayışı, idare gücü ve istihdam girişimleri tartışmasız kabul edilir. Günümüz Türkiye gerçeginden hareket edersek, kadın sorununa asıl ve köklü çözümü kuşkusuz sosyokültürel yapı ve onu temsil eden sosyal kurumlar getirebilir. Biyolojik, ruhsal ve toplumsal bütünlüğü teminat altına almak zorunda olan devletin ve dolayısı ile hükümetlerin, kadın politikasında önemli gelişmeler katetmesi hatta kadının gelişmesine, güçlenmesine, ilerlemesine yönelik yönetmelikler ve kanunlar çıkartması söz konusudur. Bu nedenle çözüm noktasında en büyük sorumluluğun sahibi yönetimlerdir. Ancak günümüz şartları altında yönetim mekanizmasının Müslüman Türk kadınının sorunlarına kısa sürede çözüm bulması oldukça zordur. Bu durumda öne çıkan en önemli husus, Türk kadınının kişisel, toplumsal ve sosyal sorunlarını çözmeye bizzat talip olması gerekli ve yeterlidir. Çünkü Türk kadınının diğer toplumlarda ki kadınlardan ayırt edici en büyük özelliği, örfümüzün adetimizin ve ananemizin kadına verdigi önem ve bilhassa erkeğin bedensel gücü, fıtratında ki cesareti, kahramanlık duygusu ve yiğitlik olgusu, Türk erkeğinin en bilindik özelliği zeki ve çevik diye adlandırdığımız faziletlerinin yanısıra tamamlayıcı tüm özelliklere sahip kadının iç güdüsel yaklaşımı, analığa has şefkati ve uçsuz bucaksız merhameti, ince beğenisi, hoş görüsü, estetiği ve zarafeti ile birleşip eriyle her platformda yanyana olmasına olanak vermiş, Türk kadınına her daim söz hakkı tanımış ve yapıcı özellikleri olmasından dolayı yüceltmiştir. Şayet Türk tarihine bakarsak, kadınların erkekler ile devlet yönetiminin karar noktasında hatta savaşta, siyasette, ilimde, bilimde, tarımda ve tüm toplumsal olayların en önemli faktörlerinde etkin rol aldığını görmemiz mümkündür.</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">Biz Türk kadınlarına en önemli örnek teşkil eden, Türk tarihinin mihenk taşı, kadının toplumda yer edinme noktasında simge haline gelen, ve tarihte ilk kez adına anıt mezar inşa edilen, Osmanlı devletinin temellerini atan, Devlet ana ünvanı ile bildigimiz Hayme anamızdır. Orhun yazıtlarında örneğini gördüğümüz Devletin kuruluşunda fonksiyonel bir görev alan, İlbilge Hatun gibi eri Gündüz Alp ve oğulları Sungur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar'ın Omuzdaşı, Ak sakallı oba ulularının sözüne itibar ettiği ve her öğüdü bugün dahil Devlet adamlarına ışık tutan Hayme anamız fazilet ve dirayet sahibi olması için Devlet ana anlayışı ile yetiştirdiği, koca bir obayı, beyliği emanet ettiği ve aşiret reisliğini devrettiği oğlu Ertuğrul'a kırılma noktasında Anadolu'nun kaderini belirleyen, nitelikli Devlet adamı olma ve milletini hakkaniyetle yönetmenin ip uçlarını verdigi öğüdü asırlardır belleklerimizde yer edinmiştir. ''Oğul... Anayurttan ayrılalı yıllar geçti. Deli rüzgarlar önünde oradan oraya savrulduk. Beylik otağını kurduğumuz şu yaylalar, artık son durağımız, son konağımız olsun. Oğuz'un yurtlarına diktiğimiz ağaçların kökleri kara yerin derinliklerine, dalları gökyüzünün yüceliklerine uzansın. Ak-boz atlara binip yağı üstüne yel gibi vardıkta Kadir Tanrı gözü pek yiğitlerimizi korusun. Göğsü kaba yerli kara dağlar gibi duran erlerimiz ile kır çiçekleri gibi saf ve temiz, ak yüzlü, ala gözlü kızlarımız kutlu Kayı Boyumuza gürbüz evlatlar versinler. Altın başlı otağlarımız Çarşamba yaylasını bürüsün. Kayı'nın ve diğer bütün boyların oğullarını Ertuğrul'umla bir tutarım. Onların hepsini soyumuz için Hakk'ın kutsal birer emaneti bilirim. Oğul... Boyundan, soyundan olsun olmasın insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki, insanların birlik ve dirlik kazansın. Yurdunda, obanda herkes gezsin. Ululuk isteyen töreden ayrılmasın. Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur. Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol oğul, ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur. Oğul... Beylik dermekle, ağalık vermek iledir.Sofranı ve keseni yoksullara açık tut." Anadolu kadınları gerektiğinde düşmanlara karşı vatan savunmasında eşlerinin yanında mücadele etmesi ve gerektiğinde de kültürde, sanatta, edebiyatta, ticarette, sosyal ve ekonomik alanlarda kalkınıp gelişmesini sağlamak için teşkilatlanmıştır. İlime sanata ve ahlaka önem verilen ahilikte kadınında sosyal ve ekonomik alanda önemli bir yeri vardır. Kadınların teşkilatlanması için, Ahi Evra'nın eşi Fatma bacı dünyanın ilk kadın teşkilatı olan Bacıyan-i Rum teşkilatını yani (Anadolu Kadınlar Birliği)'ni kurmuştur. Anadolu'da kurulan Ahilik teşkilatı (Ahiyan-i Rum) yanında bir diğer sosyal zümre olan, Bacıyan-i Rum (Anadolu Kadınlar Birliği) <Ahilerin kadınlar kolu> olarak, tarihe ilk "kadın kolları teşkilatı" ismini yazdırmıştır. "Sosyal, ekonomik, kültürel ve ahlâki ilkeleriyle Ahilik kültürü, fertlerin hak ve özgürlüklerine ayrıca önem vermektedir. Ahilik teşkilatının erkek üyelerine "Eline, beline, diline sahip ol!" yani "hırsızlık etme, başkasının namusuna göz dikme, başkası hakkında kötü konuşma" prensibi benimsetilip yaygınlaştırılırken, şüphesiz iş birliği yaptıkları Anadolu kadınları o günkü adıyla Bacıyan-ı Rum teşkilatı aracılığıyla da hanımlara, "Eşine, işine ve aşına dikkat et!" yani "eşine yardım et, onu evine bağla, işine ve geçimine dikkat et" prensipleri benimsetiliyordu."</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">Türk kadınının cesaretinden, adaletinden ve eşitliğinden İlham alarak her Türk kadınının bir Bacıbey olduğunu söylemek mümkündür. İlk seçilen Bacıbey Anadolu bacılarına başkan seçilmiş Devlet hatun, Ertuğrul Gazi'ye yakınlığı ile bilinen Osmanlı Devletinin ve Osmanlida ki devlet anlayışının sembolüdür.</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">"Oğlu Demircan'ın öldürülmesinden sonra Kerim Çelebi'nin mollalık elbisesini çıkarıp, savaşçı giysisini giydirmesi, Mavro'yu sahiplenmesi ve Karacabey tekfurunun kardeşinin kılıcını kınından çıkarırken erkeklerden önce davranıp, kabzasını düşürmesi Devlet Hatuna olan hürmeti arttırır."</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">Cumhuriyet döneminde Türk kadının sosyal konumuna, Cumhuriyetin ilânından itibaren ise Türk kadınına bir çok alanda Çeşitli haklar tanınmıştır. Bilindiği gibi Türk kadını istiklâl savaşı sırasında gerek cephede, gerekse cephe gerisinde tüm gücü ile hizmet vermiştir. Cephede erkekle omuz omuza düşmana karşı savaşırken cephe gerisinde de çeşitli faaliyetleri ile savaşa destek veren, Milli mücadele ve İzmit'in Kutuluşu gibi değişik savaşlarda kahramanlıklar yapmış kadın kahramanlarımız vardır. Aziziye Tabyasının savunulmasında tarihe ismini yazdıran, Türk Kadınlar Birliği tarafından ölümünden birkaç ay önce yılın annesi seçilen Nene Hatunu, Üstteğmen rütbesi ile istiklal Madalyasına layık olan Kara Fatma'yı, Tayyar Kadını, Emire Ayşe Aliye hatunu, Çiftlikli Kübra'yı, Ayşe Çavuş, ile Milli Mücadeledeki başarılarından dolayı Gazi Mustafa Kemal Paşanın teklifi ile TBMM tarafından Kırmızı şeritli İstiklal Madalyasına layık görülen Çete Ayşe'yi hürmetle anıyorum. Savaş ve cephe gerisinde faaliyetlere katılan kahraman kadınlarımız aynı zamanda Muallime, Tıbbiye gibi bazı meslek dallarında da kendilerini kanıtlamışlardır. Atatürk'ün Cumhuriyetin ilânından itibaren Cumhuriyet öncesi plânladığı ve değişik verilerle ifade ettiği gibi kadının sosyal, ekonomik ve siyasal konumunu iyileştirici uygulamalarına başlamıştır.Meşrutiyet dönemi ile birlikte ise Türk kadınını ikinci sınıf insan konumundan kurtarmanın zorunlu olduğu sonucuna ulaşmıştır. Atatürk bir demecinde;</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">“Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır…” Yaşamak demek faaliyet demektir. Bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o toplum felç olmuştur… Bizim toplumumuz için ilim ve teknik gerekli ise bunları aynı derecede hem erkek hem de kadınlarımızın edinmeleri lazımdır. Malumdur ki, her safhada olduğu gibi sosyal hayatta dahi iş bölümü vardır… Bugünün gereklerinden biri kadınlarımızın her hususta yükselmelerini temindir”. Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını gibi emek verdim diyemez. Belki erkeklerimiz memleketi istila edenlere karşı süngüleriyle düşmanın süngülerine göğüslerini germekle düşman karşısında hazır bulundular. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir… Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu getiren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin harp malzemesini taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadınları olmuştur. Bundan ötürü hepimiz, bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim”. Şanlı tarihimizden ve Kahraman ecdadımızın hanımlara verdigi değerden yola çıkarak; Biz Türk kadınlarının asli görevi evinde Hanım olmaktan ziyade, Devletin her organında yer almak, tüm meslek dallarında başarılarımızı sergilemek ve özellikle (STK) Sivil Toplum Kuruluşlarında söz sahibi olmak ve erkeklerle eşit şekilde her platformda yanyana durmak; Birtoplumun ilerlemesinde, kalkınmasında ve güçlenmesinde en önemli faktör olduğunu söylememiz mümkündür..</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">Oğuz Boyları Konfederasyonu onursal başkanı, Sn. Niyazi Çapa'dan dinlemekten haz aldığım (Timuçin) Hanlar Hanı Cengiz Han'ın <Han'ım> hikayesi hanımlara verilen değerin en güzel örneğidir;</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">"Bir gün Cengiz Han, çevre hanları toplantıya çağırır. Bütün hanlar, halka oluşturacak düzendeki minderlere otururlar. Hakan’ın gelmesini beklerler. Cengiz Han yanında eşi Börte ile gelir ve O’nu sağ tarafına oturtur. Gelenek gereği soldan başlayarak hanlar kendilerini tanıtırlar. Son konuk da kendini tanıtınca sırada Börte Kadın vardır. Burada sözü Cengiz Han alır ve "-ben hepinizin hanı Cengiz Han’ım. Bu Hanım'da benim Han’ım Börte’dir" der."</span></p>

<p> </p>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//han-im/4/</link>
<pubDate>Tue, 30 Dec 2014 18:29:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>YÖRÜĞÜZ TÜRKMENİZ TÜRKÜZ</title>
<description><![CDATA[<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; line-height: 13.45pt; background-image: initial; background-attachment: initial; background-size: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-position: initial; background-repeat: initial;"><span style="font-size:16px;">YÖRÜĞÜZ TÜRKMENİZ TÜRKÜZ</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"><o:p></o:p></span></p>

<p style="margin: 7.5pt 0cm 0.0001pt; line-height: 13.45pt; background-image: initial; background-attachment: initial; background-size: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-position: initial; background-repeat: initial;"><span style="font-size:16px;">Oğuz atamın yiğit evlatları; İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın ışığında, tevekkülün ve tam teslimiyetin adı olan bayramlarımız gibi şen olsun buluşmalarımız. Birbirimizin nefesine ve kokusuna bile hasret kalacağımız günler gelmeden bu birliğimizi fırsat bilip kucaklaşalım. Çünkü Aziz Türk milletinin yine ve yeniden ilay-ı kelimetullah ve nizamı alem davasının tahakkukunu sağlaması ve Türk dünyasının sulh ve sükunu bizlerin canı gönülden kucaklaşmasına bağlıdır. Bu uğurda kalplerimiz selim ve mutmain olsun ki tekâmül vuku bulsun..</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"><o:p></o:p></span></p>

<p style="margin: 7.5pt 0cm 0.0001pt; line-height: 13.45pt; background-image: initial; background-attachment: initial; background-size: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-position: initial; background-repeat: initial;"><span style="font-size:16px;"> 3. Uluslararası Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Türk dünyası Buluşması, Eskişehir Ertuğrul Gazi Federasyonu genel başkanı sn. Oral Büyüksarı ev sahipliğinde gerçekleşirken, bir çok duyguyu aynı anda hissetmenin hazzını ve tam manasıyla bu büyük kucaklaşmanın vermiş olduğu mutluluğu yaşadık. Heyecanlıydık ve heyecanımızı gizlemedik. Ege bölgesi Bacı Beyimiz sn. Meryem Pişkin Kaya'nın kürsüdeki heyecanı hepimizin duygularına tercüman oldu. Akabinde bu duygu yüklü hislerimize istinaden Hüdavendigar Yörük Türkmen Dernekleri Federasyonu genel başkanı ve Türkiye Yörük Türkmen Birliği genel sekreteri sn. Fahrettin Beşli' nin samimi bir söylemi bu kucaklaşmanın söze dökülmüş hali idi; </span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"><arkadaşlar, birliktelikten="" biz="" bize="" bu="" cok="" duyuyoruz="" hepimiz="" heyecana="" ile="" lakin="" ve="" yok..="" zda="" zum=""><span style="font-size:16px;"> Diyerek, sizlere bahsettiğim kucaklaşmayı tarif etmişti bir bakıma..</span><o:p></o:p></arkadaşlar,></span></p>

<p style="margin: 7.5pt 0cm 0.0001pt; line-height: 13.45pt; background-image: initial; background-attachment: initial; background-size: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-position: initial; background-repeat: initial;"><span style="font-size:16px;">Daha evvel tanışma fırsatı yakalayamadığımız, Türk dünyasının çeşitli ülkelerinden gelen, Dağıstan'ın Afganistan'ın Kazakistan'ın Azerbaycan'ın ve Kırım'ın değerli temsilcilerinin Türk Dünyası Birlik Konferansına iştiraki, bizlere akrabalarımızla kucaklaşma fırsatı sağladı. Birbirimizi tanımıyor olmamıza rağmen kurduğumuz bağ çok kuvvetliydi. Samimi yaklaşımlar sıcak bir ortama teneffüs etti. Aynı Ata'nın evlatları olmaktan gurur duyuyor ve ecdadımızı yad ederken gözlerimizden çıkan ışık etrafı aydınlatmaya yetiyordu. Taktir edersiniz ki böylesine güçlü duyguları kendimizden bir parça bulamadığımız kişilerle yaşamak çok mümkün değil. Evet tıpkı genel sekreterimizinde dediği üzre onlar bizlere yabancı değillerdi. Orta Asya'dan 400 çadır ile göç yoluna koyulduğumuzda gerek o topraklarda bıraktığımız, gerekse göç güzergahında bıraka bıraka geldiğimiz akrabalarımızdı. Heyecanımız akrabalarımız ile buluşma sevincinin ötesine gecti, 1000 yıllık hasretin sona erdiği bu buluşmada temeli göbekten atılmış bağın olgunlaşması ve sonsuz huzurun vuku bulduğu doyasıya bir kucaklaşma yaşadık.. Aslında bizleri bir araya getiren Meryem hanımın derin duygular ile hissettiği ve içimizde yeşerttiğimiz heyecan degil miydi? Bence ta kendisiydi..! Tarihin tozlu yapraklarına göz attığımızda karşımıza çıkan yegane sebep.. Umutlarımızın ve heyecanlarımızın gölgelenmesine izin vermediğimiz, tüm tarihi gelişim süreçlerinde olduğu gibi daha iyiye, doğruya ve hedefe hızla ilerlediğimiz, huzurun, mutluluğun ve istikrarın amaç olduğu, 7 asır önceki derin şuurla ve aynı heyecan ile bir yola baş koyduk. Arayışı içinde olduğumuz birlik, beraberlik, dayanışma, yardımlaşma ve kaynaşma duygularının eksikliği geçmiş yıllarda bir hayli yoğunken şu güne bakıldığında gerek toylarımız, gerek kurultaylarımız, gerek çalıştaylarımız, gerekse Türk dünyası ile yaptığımız buluşmalar bu eksikliği gidermiş olduğumuzu hatta bu uğurda pek çok yol kat ettiğimizi ve varmak istediğimiz noktaya çok yakın olduğumuzu söylememiz mümkün. </span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"><o:p></o:p></span></p>

<p style="margin: 7.5pt 0cm 0.0001pt; line-height: 13.45pt; background-image: initial; background-attachment: initial; background-size: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-position: initial; background-repeat: initial;"><span style="font-size:16px;">Atalarımıza duyduğumuz saygı, sevgi ve feyz ile içimizde ki heyecan bizi, şuan başkanlığını sn. Mehmet Yılmaz'ın yaptığı ve uluslararası işlere imza attığımız, İnegöl Ertuğrul Gazi Kültür ve Yaşatma Derneğimizin 1998 yılında temellerini atmamıza vesile oldu. Ve aynı heyecan buluşturdu Uludağ’ın eteğinde.. Şuan başkanlığını sn. Ünal Aksoy'un yaptığı, Bursa Ertuğrul Gazi Anma ve Dayanışma Derneği ile pekiştirdik birlikteliğimizi.. Ve aynı heyecan yaktı Kütahya semalarında ki meşaleyi.. Yörük Türkmene rol model, nadide insan sn. Nihat Kula ile kucaklaşmamıza tanık oldu ve genel başkanlığını yaptığı, Ertuğrul Gazi Kültür Dernekleri Federasyonu ile birlikte Yörük Türkmen akrabalarımız ile tanışmamızın ilk adımı bu kucaklaşma idi. Akabinde bu mutluluğumuz arşa erdi ve şuan başkanlığını sn. Durhasan Koca'nın yaptığı, Türk Boyları Konfederasyonu ile birlikte Anadolu'nun dört bir yanındaki akrabalarımıza kavuştuk. O heyecan ki, beni 17 yıldır bu kültüre hizmet ettirdi ve aynı heyecan beni 32 yıldır Ata diyarım Söğüt'e, dedem Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Yörük Türkmen Bayramı için göç yoluna koydu.. </span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"><o:p></o:p></span></p>

<p style="margin: 7.5pt 0cm 0.0001pt; line-height: 13.45pt; background-image: initial; background-attachment: initial; background-size: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-position: initial; background-repeat: initial;"><span style="font-size:16px;">Şimdi ki heyecanım ise, ev sahipliğini Afyon Karahisar Oğuz Boyu Yörükler Türkmenler Derneği başkanı sn. Şakir Altıntaş'ın üstlendiği, Uluslararası Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şöleni.. Macaristan'da ki, Bulgaristan'da ki, Kosova'da ki, Kırım'da ki, akrabalarımızla buluşma zamanı.. Yeni bir heyecan ve yeni bir kucaklaşma..</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"><o:p></o:p></span></p>

<p style="margin: 7.5pt 0cm 0.0001pt; line-height: 13.45pt; background-image: initial; background-attachment: initial; background-size: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-position: initial; background-repeat: initial;"><span style="font-size:16px;">Çünkü biz Yörük Türkmenler, asırlar boyu devam eden ve dünyanın gelmiş geçmiş, en büyük ve devamlı devletinin nüvesini çadırda atan, yüce ecdadın nesilleriyiz.. Kaybolmuş hatıralarımızı canlandırmak adına yola çıkan; Şeyh Edebali 'nin öğüt verdiği, Ertuğrul Gazi'nin vasiyet ettiği, Osman Gazi'nin miras bıraktığı bu kutlu davanın varisleriyiz.</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"><o:p></o:p></span></p>

<p style="margin: 7.5pt 0cm 0.0001pt; line-height: 13.45pt; background-image: initial; background-attachment: initial; background-size: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-position: initial; background-repeat: initial;"><span style="font-size:16px;">Biz Yörük Türkmenler, üzerinde bulunduğumuz toprak parçasını vatan, var olan kalabalığı millet, ve bu coğrafyada ki yaşanmışlıkları kültür yapan erdemli bir ecdadın nesilleriyiz. Ecdadımızın buyruk ve emirlerinden ayrılmayan, mazinin tecrübe ve miraslarından taviz vermeyen, ecdadımızın açtığı yoldan yürüyen, tayin ettiği hedeflerden sapmayan, varlığımızı ve birliğimizi muhafaza eden, Anadolu Türkmen boylarını birlik ve beraberlik olgusu ve kardeşlik iradesi ile ortak hedeflere yönlendiren, tarihin tüm süreçlerinde adalet olgusunu üç kıtaya giydiren, Türk milletinin kardeşlik kubbesini ve birlikte yasama kıblesini muhafaza eden, oluşturduğumuz 2 vakıf, 3 konfederasyon, 16 federasyon ve 200'e müteakip derneklerimizi aynı çadıra topladığımız, ve adına da Türkiye Yörük Türkmen Birliği dediğimiz, ve Orhaneli Belediye Başkanı sn. İrfan Tatlıoğlu' nu Beyler Beyi seçtiğimiz, büyük bir oluşumun neferleriyiz, ve bu oluşumun ateşi yandığı sürece Yörük Türkmen varlığını üst notalara çıkartma gayesi içerisindeyiz.. </span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"><o:p></o:p></span></p>

<p style="margin: 7.5pt 0cm 0.0001pt; line-height: 13.45pt; background-image: initial; background-attachment: initial; background-size: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-position: initial; background-repeat: initial;"><span style="font-size:16px;">Çünkü biz Yörük Türkmenler, Anadolu da 40 milyona müteakip büyük bir aileyiz.. Kainatın efendisinin övgüsüne mazhar olmuş, 125 devlet 16 imparatorluk kurmuş, 5000 yıllık tarihinde 50 yıl tutsak kalmış, 50 yılda 250 ayaklanma yapmış, bizlerin korkusundan binlerce kilometre duvar örülmüş, karadan gemiler yürütmüş, çağ açıp çağ kapatmış, 6 asır varlığını sürdürmüş, üç kıtaya hükmetmiş, dünyaya boyun eğdirmiş, öldü dendiğinde dirilmiş, dirilip Çanakkale'de 7 düveni denize dökmüş, bizler oğuz kağan'ız, Mete han'ız, 1071 de Anadolu'nun kapılarını açan Alparslan'ız, söğüt ocağında Ertuğrul Gazi'yiz, devlete baş beylere bey Osman Gazi'yiz, Bizans burçlarında hilal, Bizans'ın zincirlerini kıran İstanbul'da Fatih Sultan Mehmet'iz, biz Yavuz Sultan Selim'iz, muhteşem çağın şahı Kanun-i Sultan Süleyman'ız, Kosova'da Murat'ız, Erzurum'da Nene Hatun'uz, Maraş'ta Sütçü imam, İzmir’de Hasan Tahsin'iz, al bayrakta dalgalanan Arif Nihat, Sakarya'da şaha kalkan Necip Fazıl, Ankara'da ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'üz, bizler Anadolu'da </span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"><yörüğüz rkmeniz="" z..=""><o:p></o:p></yörüğüz></span></p>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//yoruguz-turkmeniz-turkuz/3/</link>
<pubDate>Tue, 30 Dec 2014 18:26:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>BALKANLAR'DA KİMLİK</title>
<description><![CDATA[<div id="iceriks" style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; width: 640px; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 20px; color: rgb(0, 0, 0);">
<p style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;">BALKANLAR'DA KİMLİK<br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Kimlik denince akla hemen Nüfus Cüzdanı geliyor değil mi ? <br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Peki nedir bu Nüfus cüzdanı ? Hüvviyet veya kafa kağıdı der eskiler.. <br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Hani cinsiyete göre renk değiştiren  kimin soyunu devam ettirdiğin hangi millete ait olduğun..<br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
 Millet işte;en büyük fark,en büyük kimlik,en büyük gurur.Mensubu olduğun adını taşıdığın özellik; kimlik..<br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Hani sorarlardı eskiler 'Kimlerdensin?' diye.Falancanın oğluyum,biraderiyim derdin,tanıtırdın kendini.Peki  ya memleketten kilometrelerce uzak bir yerde kimsin,kimlerdensin diye sorduklarında Türk’üm Türkiye’denim demek daha özel bir kimlik değil mi ? <br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Osmanlı’nın Balkanları fethi ve iskan politikası neticesinde şöyle bir kavram yerleşmişti zihinlere ;<br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Türk kelimesi Müslüman demenin diğer bir şekliydi. Bunu ben söylemiyorum tarih ve kullanım söylüyor.<br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Bugün  Arnavut,Makedon,Boşnak,Sırp,Rum,Yunan,Bulgar ve Türk milletlerinin bir arada yaşadığı Üsküp’te kimliğini gururla söylemenin sebebi nedir sizce ? <br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Bana soracak olursanız bunun gururunu ceddimize,Ata’larımıza Osmanlı’ya borçluyuz.Neden mi ? <br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
520 sene boyunca Osmanlı idaresinde yaşayan  Müslüman yahut Hristiyan Üsküp halkına Osmanlı’nın;bilinen bilinmeyen her şeyin Rabb’i olan Hz.Allah(C.c)’ın Son elçisi Kainat Güneş’i,İnsanlığın son Peygamber’i Hz.Muhammed(S.A.V) aracılığıyla indirdiği,Kuran-ı Kerim’e bağlı olarak hükmetmesi;adalet,eşitlik,hoşgörü gözetmesi sebebiyle;Üsküp halkının gönlüne taht kurması sebebiyle yıllar sonra bile kimsin kimlerdensin diye sorulduğunda ; <br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Ben Türk’üm,Türkiye’denim cevabı karşındakinin yüzünün gülmesinin sana hoşgörü göstermesinin tek sebebidir. <br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Bir diğeri de 1946-1966 yılları arasında etnik Müslüman 246.000 kişinin zorla göç ettirilmesi ve göçmenlere kapılarını açan ülkenin Türkiye olması bunun bir sonucudur.<br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Balkan coğrafyası birçok etnik unsur ve dine ev sahipliği yapıyor.Birçok Türk öğrenci de Balkanlar’da eğitimine devam ediyor. Bu öğrencilerin kendilerini yabancı hissetmemesi ve hayatını ülkesine nazaran daha alt koşullarda ancak yaşanabilir bir olanakla devam ettirmesi, karşısındaki insana kendisini anlatmasıyla doğru orantılıdır bana soracak olursanız.<br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Dil,Din,Gelenek,Görenek,Töre  insanı insan yapan unsurların en temel taşlarıdır.İnsanın temel tabularıdır.Bu tabuları yine insan kendisi koyar kendisi yaşatır.Ve bunların hepsi tek bir özelliği işaret eder bu da ; KİMLİK’tir. Kimliğini gururla ve ahlakla  taşımak erdemdir .<br style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;" />
Yazımı bir Hadis-i Şerif’le noktalıyorum,esen kalın.</p>

<p style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px;">(Müminlerin iman yönünden en faziletlisi, ahlakça en iyi olanıdır.) [Tirmizi]</p>

<div> </div>
</div>
]]></description>
<link>http://www.yalipostasiordu.com/yazarlar//balkanlar-da-kimlik/2/</link>
<pubDate>Tue, 16 Dec 2014 15:40:00 +0200</pubDate>
</item></channel>
</rss>